
Zarar Verme Obsesyonu
Mayıs 30, 2024
Bipolar Bozukluk Nedir?
Ağustos 16, 2024
Zarar Verme Obsesyonu
Mayıs 30, 2024
Bipolar Bozukluk Nedir?
Ağustos 16, 2024
Acıdan Kaçabilir miyim?
Acıdan Kaçabilir miyim?
Güldane Kılınç Salman
Hayal kırıklığından, üzüntüden ya da psikolojik olarak acı veren herhangi bir duygudan kaçmak insanın en doğal eğilimlerinden, iyi ki de öyle. Ancak bazı acılar karşısındaki tutumumuz hayatımızla ne yapacağımızı, biricik hayatımızı nasıl yaşayacağımızı neredeyse belirleme gücüne sahip. Romantik ilişkilerde pek çok defa hayal kırıklığına uğramış birisi ilişkisini bitirmenin, yeni bir ilişkiye girmenin ve tekrar benzer süreçlerden geçmenin korkusunu duyabilir ve bu korku kişiye psikolojik acı ihtimalini fısıldar. Yeni bir hayal kırıklığı ihtimali karşısında zihnin bir kaç önerisi olabilir kişiye. Belki hali hazırda içinde bulunduğun ilişkide ne pahasına olursa olsun kal ki bir kere daha aynı şeyleri yaşama, ya da belki bu ilişkiyi bitir ve bir daha asla yeni bir ilişkiye başlama. Ya da kişiyi acı çekmekten koruyacak başka bir çözüm yolu.
Yeni bir ilişki, içerisinde mutluluk, bağ, temas olasılığı taşıdığı gibi üzülme, çatışma, anlaşılamama ihtimallerini de taşır ve acı cekmek istememek insancadır. Ancak acıdan kaçmaya çalışan kişinin kalbinin en derinindeki arzusu bir ilişki içerisinde yer almak, bağ kurmak, sevmek ya da birlikte büyümekse, ya da diyelim ki bir aile kurmaksa işte bu noktada işler biraz karışır.
Zihnimin önerdiği gibi acıdan kactigim yol daha güvenliyken, kendimi acı olasılığına açtığım yolda benim için önemli olan şeylerin peşindeyim. İlk yol acıdan uzak, ancak değerlerimden de uzak. İkinci yolda acı çekme olasılığı var, evet var. Ve burada üçüncü bir yol yok gibi görünüyor. Zihnimizin asla anlamayacağı, ama bizim yalnızca kalbimizin o en derininden bilebileceğimiz şey acı çektiğimiz anların da en az mutlu olduğumuz anlar kadar hayat dolu olduğu.
Hal böyleyken, bu yazının bir takım hatalar içerme olasılığına karşın yayınlanması da benim değerlerim yönünde attığım bir adım. Hepimizin sık sık adanmış eylemlerde bulunduğunu biliyorum ama belki tam öyle bir kararın arifesinde olan birisi için bu yazı bir hatırlatma olur.
Sıradaki şarkı Müslüm Gürses’ten gelsin, hangimiz sevmedik çılgınlar gibi.
Hayal kırıklığından, üzüntüden ya da psikolojik olarak acı veren herhangi bir duygudan kaçmak insanın en doğal eğilimlerinden, iyi ki de öyle. Ancak bazı acılar karşısındaki tutumumuz hayatımızla ne yapacağımızı, biricik hayatımızı nasıl yaşayacağımızı neredeyse belirleme gücüne sahip. Romantik ilişkilerde pek çok defa hayal kırıklığına uğramış birisi ilişkisini bitirmenin, yeni bir ilişkiye girmenin ve tekrar benzer süreçlerden geçmenin korkusunu duyabilir ve bu korku kişiye psikolojik acı ihtimalini fısıldar. Yeni bir hayal kırıklığı ihtimali karşısında zihnin bir kaç önerisi olabilir kişiye. Belki hali hazırda içinde bulunduğun ilişkide ne pahasına olursa olsun kal ki bir kere daha aynı şeyleri yaşama, ya da belki bu ilişkiyi bitir ve bir daha asla yeni bir ilişkiye başlama. Ya da kişiyi acı çekmekten koruyacak başka bir çözüm yolu.
Yeni bir ilişki, içerisinde mutluluk, bağ, temas olasılığı taşıdığı gibi üzülme, çatışma, anlaşılamama ihtimallerini de taşır ve acı çekmek istememek insancadır. Ancak acıdan kaçmaya çalışan kişinin kalbinin en derinindeki arzusu bir ilişki içerisinde yer almak, bağ kurmak, sevmek ya da birlikte büyümekse, ya da diyelim ki bir aile kurmaksa işte bu noktada işler biraz karışır.
Zihnimin önerdiği gibi acıdan kaçtığım yol daha güvenliyken, kendimi acı olasılığına açtığım yolda benim için önemli olan şeylerin peşindeyim. İlk yol acıdan uzak, ancak değerlerimden de uzak. İkinci yolda acı çekme olasılığı var, evet var. Ve burada üçüncü bir yol yok gibi görünüyor. Zihnimizin asla anlamayacağı, ama bizim yalnızca kalbimizin o en derininden bilebileceğimiz şey acı çektiğimiz anların da en az mutlu olduğumuz anlar kadar hayat dolu olduğu.
Hal böyleyken, bu yazının bir takım hatalar içerme olasılığına karşın yayınlanması da benim değerlerim yönünde attığım bir adım. Hepimizin sık sık adanmış eylemlerde bulunduğunu biliyorum ama belki tam öyle bir kararın arifesinde olan birisi için bu yazı bir hatırlatma olur.
Sıradaki şarkı Müslüm Gürses’ten gelsin, hangimiz sevmedik çılgınlar gibi.

